Panik atak hangi mevsimde artar ?

Gokhan

New member
İkincisi, ölçüm yöntemleri değişir. Bazı araştırmalar kişilerin geçmiş dönemlerdeki belirtilerini nasıl hatırladığını değerlendirirken bazıları acil servise başvuruları veya belirli hava koşullarıyla eş zamanlı olayları inceler. Bir kişinin kendi belirtilerini hatırlamasıyla hastane kayıtlarından atak sıklığını hesaplamak aynı şey değildir.

Üçüncüsü, mevsim tek başına bir değişken değildir. Sıcaklık, nem, güneş ışığı, uyku süresi, günlük hareketlilik, iş yoğunluğu ve sosyal ilişkiler aynı dönemde değişebilir. Bu etkenlerin her birinin katkısını birbirinden ayırmak kolay değildir.

Örneğin 2007 yılında yayımlanan bir değerlendirmede, Barselona'daki psikiyatrik acil servis verileri üzerinden yapılan incelemede panik kaynaklı kaygı başvurularının sonbahar ve belirli rüzgâr koşullarıyla ilişkili olabileceği bildirilmiştir. Araştırmacılar ayrıca bu bulguların, daha önceki çalışmalardaki sonuçlarla yöntem farklılıkları nedeniyle ayrışabileceğine dikkat çekmiştir. Wiley Online Library

Daha geniş nüfus verileri de temkinli olmayı gerektiriyor. Hollanda'da yürütülen ve 2005 yılında American Journal of Epidemiology dergisinde yayımlanan bir araştırmada, genel nüfustaki ruhsal bozuklukların çoğunda belirgin mevsimsel değişim saptanmamış; buna karşılık bazı kaygı bozuklukları için mevsimsel farklılıklar bildirilmiştir. Bu da genel bir kural ortaya koymanın güç olduğunu gösteriyor. Oxford Academic

Buradan çıkarılabilecek eleştirel sonuç şudur: Birkaç araştırmada mevsimsel artış gözlenmesi, her bireyin aynı mevsimde aynı sorunu yaşayacağını göstermez. Öte yandan araştırmaların sınırlı olması da mevsimlerin hiçbir etkisi bulunmadığını kanıtlamaz.

Bilimsel yaklaşım, yalnızca hoşumuza giden sonucu seçmek değil, bulguların hangi koşullarda geçerli olduğunu anlamaya çalışmaktır.
[HEADING=1]5. Mevsimsel Değişimlerin Arkasında Hangi Etkenler Var?[/HEADING]
Panik atakların neden bazı dönemlerde sıklaştığını anlamak için yalnızca takvime bakmak yeterli değildir. Kişinin bedeninde, düşüncelerinde ve yaşam koşullarında meydana gelen değişiklikleri de değerlendirmek gerekir.

Uyku düzeni: Uykunun yetersiz veya düzensiz olması kişinin stresle baş etmesini zorlaştırabilir. Yazın geç saatlere kadar uyanık kalmak, kışın gün ışığından daha az yararlanmak veya vardiyalı çalışmak uyku düzenini etkileyebilir. Ancak uyku değişikliği ile panik atak arasındaki ilişki her bireyde aynı değildir.

Fiziksel duyumlara duyarlılık: Panik atak yaşayan bazı kişiler kalp çarpıntısı, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi duyumlara karşı oldukça hassas olabilir. Bu belirtilerin tehlikeli olduğu düşüncesi korkuyu artırabilir. Sıcaklık, yoğun egzersiz veya kafein tüketimi benzer duyumları ortaya çıkardığında kişi bunları yeni bir atağın habercisi olarak yorumlayabilir.

Stres ve yaşam olayları: İş değişikliği, ekonomik sorunlar, aile içi çatışmalar, sınavlar ve yalnızlık gibi etkenler kaygıyı artırabilir. Bu sorunların yılın belirli dönemlerinde yoğunlaşması, belirtilerle mevsimler arasında ilişki varmış gibi bir görünüm oluşturabilir.

Gün ışığı ve ruh hâli: Gün ışığındaki değişiklikler uyku-uyanıklık düzenini ve bazı kişilerin ruh hâlini etkileyebilir. Özellikle mevsimsel depresyon yaşayan kişilerde bu konu önem kazanır. Bununla birlikte, gün ışığının azalmasının doğrudan panik atağa neden olduğunu söylemek için yeterli kanıt bulunduğunu varsaymamak gerekir.

Beklenti kaygısı: Bir kişi daha önce aralık ayında sık sık panik atak geçirmişse aralık ayı yaklaşırken yeniden atak yaşayacağından korkabilir. Bu korku, bedensel duyumlarını daha sık kontrol etmesine ve olağan değişiklikleri tehlike olarak algılamasına yol açabilir. Böylece geçmiş deneyim, geleceğe yönelik kaygıyı besleyebilir.

ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü, panik bozukluğunda bedensel duyumların yanlış yorumlanmasının ve gelecekte yeni bir atak geçirme korkusunun önemli rol oynayabileceğini açıklamaktadır. Bunun yanında biyolojik süreçler ve çevresel etkenler de araştırılmaktadır. National Institute of Mental Health (NIMH)

Burada önemli olan, bütün belirtileri psikolojik nedenlere bağlamamaktır. Özellikle yeni başlayan, alışılmadık veya şiddetli fiziksel belirtilerin tıbbi değerlendirmesi ihmal edilmemelidir.
[HEADING=1]6. Erkekler ve Kadınlar Panik Atakla Nasıl Baş Ediyor? Kalıplar Yerine Bireysel Farklılıklar[/HEADING]
Panik atak konusunda erkeklerin ve kadınların deneyimleri konuşulurken sıkça bazı genellemeler yapılıyor. Erkeklerin sorunları çözmeye odaklandığı, kadınların ise duygularını daha fazla paylaştığı söylenebiliyor. Bu yaklaşımlar bazı insanların deneyimleriyle örtüşse de cinsiyetin kişilik özelliklerini kesin biçimde belirlediğini düşünmek yanıltıcıdır.

Bir erkek yaşadığı kaygıyı kimseyle paylaşmadan belirtilerin nedenini araştırabilir, atakların ne zaman gerçekleştiğini kaydedebilir ve günlük rutinini değiştirmeye çalışabilir. Başka bir erkek ise öncelikle anlaşılmak, dinlenmek ve güvende hissetmek isteyebilir. Aynı çeşitlilik kadınlar için de geçerlidir.

Bazı kişiler için stratejik ve çözüm odaklı bir yaklaşım oldukça yararlıdır. Atakların hangi koşullarda ortaya çıktığını kaydetmek, uyku düzenini gözlemlemek ve profesyonel destek almak somut adımlar sunar. Bazı kişiler içinse duygusal destek, aileyle açık iletişim kurmak ve yalnız olmadığını hissetmek daha önceliklidir.

En sağlıklı yaklaşım, bu iki yolu birbirinin karşıtı olarak görmemektir. İnsan hem anlaşılmaya hem de çözüm üretmeye ihtiyaç duyabilir. Bir yakının yalnızca tavsiye vermesi, kişinin duygularının göz ardı edildiği hissini yaratabilir. Buna karşılık yalnızca teselli sunulması ve kişinin yardım arayışının desteklenmemesi de yeterli olmayabilir.

ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsünün yayımladığı bilgilere göre, ABD'de panik bozukluğunun yıllık yaygınlığı kadınlarda erkeklerden daha yüksek bildirilmiştir. Ancak bu istatistik, her kadının daha fazla panik atak yaşayacağı veya erkeklerin duygularını daha az ifade ettiği anlamına gelmez. Üstelik bu oranlar ABD nüfusuna aittir; Türkiye'deki bütün bireylere doğrudan genellenemez. National Institute of Mental Health (NIMH)+1

Forumda birbirimizi değerlendirirken asıl dikkat etmemiz gereken, insanların belirtilerini nasıl ifade ettiklerinden çok hangi desteğe ihtiyaç duyduklarını anlamaya çalışmaktır.
[HEADING=1]7. Panik Atakların Mevsimsel Artışını Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?[/HEADING]
Mevsimlerin etkisini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Ancak kişisel tetikleyicileri tanımak ve düzenli bir yaşam oluşturmak, belirtilerle baş etmeyi kolaylaştırabilir.

1. Belirti günlüğü tutun. Atakların tarihini, saatini, süresini ve o günkü koşulları kaydedin. Uyku, kafein tüketimi, sıcaklık, stres düzeyi ve sosyal etkinlikler gibi değişkenleri de not edin. Birkaç günlük gözlem kesin bir sonuç vermeyebilir; mümkünse haftalar ve aylar boyunca oluşan örüntülere bakın.

2. Uyku düzenini koruyun. Mümkün olduğunca düzenli saatlerde yatıp kalkmaya çalışın. Özellikle mevsim geçişlerinde günlük rutinin tamamen değişmesine izin vermemek yararlı olabilir.

3. Sıcak havalarda fiziksel ihtiyaçları göz ardı etmeyin. Yeterli sıvı alın, aşırı sıcak ortamlarda uzun süre kalmamaya çalışın ve kendinizi kötü hissettiğinizde dinlenin. Sıcaklığa bağlı fiziksel belirtileri otomatik olarak panik atak şeklinde yorumlamayın.
 
Üst